Preloader

Önsöz

Önsöz

Sayın Köpeksever, bu kitap sizi can dostumuz köpeği tanımak için belki de hiç duymamış olduğunuz gerçeklerle tanıştıracak. Bu kitapta; sevgili patili dostumuzun doğum öncesi anne karnındaki halini, doğum sonrası haftalık gelişimini, ergenlik çağını ve onunla yaşamı sizin ve onun açısından kolaylaştıracak eğitim bilgilerini bulacaksınız.

Sizlere köpek dünyasının etolojisi (davranış bilimi) ve kinolojisi(köpek bilimi) hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

Bunları yaparken muhakkak coğrafi ve sosyal şartları da göz önünde bulundurup sadece Nişantaşılı Toypudel için değil, aynı zamanda Anadolu’nun bozkırlarında koyun sürüsü korumak ile görevli kangalları ve diğer yerli ya da yabancı ırkları tanıtacağım.

 

Bu kitapta kısa da olsa beslenmeye de değineceğim ve tamamını anlaşılır dilde aktarmaya gayret edeceğim.

Yani fazla Latince spesifik terimler olmayacak, olması gerektiğinde onların Türkçe karşılığını ve anlamını da açıklayacağım.

 

Köpek bilimleri maalesef ülkemizde bilimsel şekilde henüz ele alınamadığından, böyle bir eksikliği fark ettim ve bugüne kadar edindiğim bilgileri; Almanya sertifikalı köpek eğitmenlik lisansımı aldıktan sonra sizlerle paylaşmaya karar verdim. Sizlere şu an Almanya’daki köpek eğitiminin en güncel halini, son otuz yıldan bu yana bu konu hakkındaki araştırmaların aşamalarını,  bilim insanlarının bizler için de önemli olan bilimsel çalışmalarını ve keşiflerini aktaracağım.

Ama önce evimizin göz bebeği, mahallemizin komşusu, bozkırların aslanını, yoldaşımız, köpeğimizi tanıyalım.

İnsanlık tarihinde ona neleri borçlu olduğumuzu ve belki de hakkını hiç ödeyemeyeceğimiz bu varlığa, kitabı sonuna kadar okuduğunuzda daha farklı bir gözle bakacağınıza eminim. Geçerli bir neden olmadan ötanazi (yaşamına doktor tarafından son verilmek) yapılmayan bu güzelim ülkede, sayısız sokak hayvanlarımız ile milletimizin merhameti birleşince internet sayesinde, bütün dünyada hayvansever bir toplum imajını kazandığımızı tüm samimiyetim ile söyleyebilirim. 

 

Yabancı kinologlar için cennet teşkil eden bu topraklar, umarım çok yakında bizim de bilim insanlarımızın dikkatini çeker. Düşünün ki dünya köpek popülasyonun %70-80’i insana yakın olmakla birlikte hür yaşadığı gerçeğini kabul edelim. Türkiye bu istatistiğin; ister büyük şehirlerdeki ev köpeklerimiz, ister kırsal kesimlerde zincire bağlanmış kapı zili fonksiyonu gören köpekler, ister sürülerimizi koruyan sürü koruma köpeklerimiz ve sayısızca sokaklarda yaşayan hür köpeklerimiz olsun bir barometre konumundadır.

İnsan tarihin ilk evcilleştirdiği (domestikasyon) hayvan niye at ya da tavuk değil de illa köpek olduğuna gelelim artık.

 

Moleküler genetiğin sayesinde bugün kesinlikle köpeğimizin atasının kurt olduğunu söyleyebiliriz.

Son tespitlere göre ister hantal olan Bulldog ya da çantaya sığan Chihuahua’nın genetiği %99,7 ile %99,9 kurt türünün aynısı. Moleküler genetik bilimi bulunmadan önce teoriler daha fazla varsayımlara dayalı olup geçen yüzyılın saygı değer etoloji uzmanı ve Nobel Ödülü sahibi olan Konrad Lorenz 1950’lerde köpeğinin altın çakaldan türediğini iddia etse de bu tezini, genetik (DNA) parmak izi mekanik araçlar ile tespit etmeye başladığında, geri çekme mecburiyetinde kaldı.

Köpeğimizin genetik yapısı ve ensest doğumların büyük riskleri hakkında kalın kitaplar yazıldığından bu konuya ileriki bölümlerde değineceğim. Asıl bilmemiz gereken soru şu: Kurttan nasıl köpeğimiz oluştu? Bu durum niye ve nasıl gerçekleşti?